Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

''Oku'' emrini kitaplara sıkıştırmış,''okuma'' eylemini okullarla, üniversiteler ile sınırlandırmış,''okumuş'' sıfatını da elinde diploması olana vermişiz birdefa...Bunun böyle olduğuna inandırıldık, inanmaya da meyilliydik, çünkü çevremizde bu tezi çürüten kimseler olmadı. Ya da vardı da biz at gözlüklerimizi çıkarmaya teşebbüs etmediğimiz için göremedik onları.

 

Eğer bilgi sahibi olduğun herhangi bir konuda fikir beyan etme gibi bir işe kalkışmışşan, fikrin sorgulanmaz. Buna kalkışmış olma cüretin sorgulanır ya da yadırganır. Ne sıfatla bunu söylüyorsun?Karşılaşacağın ilk tepkidir. Söylediklerini kabul edilebilir kılmak için diplomalarla, sertifikalarla tescilletmek gerek. Bu durumda birey, fikrine göre değil diplomanın verdiği statüye göre itibar görür.Dolayısıyla fikir tartışılmaz bile.


Çok sık karşılaştığım bir durum, mesela dini bir konuda bir muamma söz konusu, ben o konu üzerine onlarca kitap okumuş olsam ve bildiklerimi dile getirsem, bir ilahiyatçı tarafından teyid edilmedikçe benimsenmez veya ilahiyatçının söyledikleri benim söylediklerimden farklıysa tereddütsüz onun söyledikleri kabul edilir. Amacım ilahiyatçıları değil halkın tutumunu tenkit etmek.


Teknolojinin bu denli geliştiği bir dönemde, araştırmak, okumak, öğrenmek için bu kadar imkan varken hala başkasının iki dudağının arasından çıkacak sözle hareket etmek akıl karı mıdır? Kur'an-i Kerim'de ''Düşünmüyor musunuz?'', ''Akıl etmiyor musunuz?'' diye biten onlarca ayet varken bu hazırcılık niye? Beyin de tıpkı işlenmeyen demir gibi paslanır. Tembellik en büyük alışkanlığımız. Bir gününü diğeriyle aynı geçiren zarardadır diyen peygamberin, sosyal ağlarda sıkıldım diye durum güncellemesi yapan ümmeti. Bu halimizi görse ne düşünürdü acaba?


Büyüklerimizi bu tavırlarından dolayı eleştirecek olsak hemen okuma alışkanlıklarının olmaması, işten güçten fırsat bulamamaları, çocuklarla uğraşmaktan zamanlarının kalmaması gibi bahanelere sığınacaklardır. Ama sadece birer bahane, alışkanlık edinilir, kimse doğuştan araştırmacı veya okur değildir. Nedense bahane olarak öne sürdükleri zaman, kahvehane ve dizi için gökten zenbille iner.Halbuki televizyonda iki kanal ileri gidilse çok daha yararlı bilgiler edinilebilir.Bu noktada da irade devreye giriyor. Hiç olmazsa takvim yaprağına bak, ne yazıyor diye hiç mi merak etmiyorsun? Korkma en çok iki dakikanı heba (!) edersin.


Öğrenmek tam bir fobidir. Çünkü öğrenmek bize bir sorumluluk verir, ağır bir sorumluluk. Öğretmek, uygulamak gibi bir sorumluluk. Aksi takdirde nöronlar devreye girer ve bize vicdani rahatsızlık olarak geri döner. Bu safhaya gelmemek için öğrenmemek, araştırmamak kesin çözüm.


Batı Trakya azınlığının geleceği olan tahsil gören gençlerde durum ne? Her dönemde olduğu gibi mutlaka bu dönemde de duyarlı, toplum için bir şeyler yapmaya çalışan gençler var. Sivil toplum kuruluşlarının etkinlikleri, çıkan dergiler, birlik beraberlik mesajları bizleri umutlandırıyor. Fakat bir şeyler yapmaya çalışan bu gençler azınlıkta. Üniversiteye geçişiyle birlikte kişiliği tam oturmayan bireyler, maalesef girdiği ortamdan çok çabuk etkileniyor. Üniversite hayatını eğlenceyle geçirenler, dersleri de gelecek hayatlarında işlerine yarayacak unsur olarak değil, diplomayı alabilmelerini sağlayacak birer vize olarak algılıyor. Üniversite öncesi okul hayatlarındaki ezberci eğitim genelde üniversitede de devam ediyor.Dolayısıyla altın tepside sunulan bilgiler sorgulamadan, araştırmadan alınıyor. Yani bilim adamlarının, düşünürlerin, filozofların fikirleri dikte ediliyor. İşin açıkçası, müfredatı yetiştirmeye çalışan öğrenci, düşünmeye fırsat bulamıyor. Üniversitelerde modern köleler yetiştiriliyor. Descartes'in ''Düşünüyorum o halde varım.'' sözü bile ezberleniyor. Acaba ben var mıyım diye sorgulanmıyor bile...


Ne yapabiliriz? İlk olarak okuma alışkanlığı edinmek, gerisi çorap söküğü gibi gelir. Okumak bizi başka dünyalara yönlendirir, merak duygusu uyandırır dolayısıyla araştırmaya ön ayak olur. Her konuda, her fikirden yazarları okumak. Okuduklarını kritize etmek, her duyduğuna körü körüne inanmamamak ve öğrendiklerimizi pratiğe geçirmek. Cemil Meriç'in çok sevdiğim bir sözü vardır, kitap zekayı kibarlaştırır der. Denemeyen bilemez.

 

 

Perihan Molla

Rastgele Makale

Düşünmek akıl ile mümkündür; gelin bazı olayları beraber düşünelim…

Kainat, dünya, yerler, gökler ve canlı cansız diğer varlıklar…Bu yaratılanların hiç biri; yapısını ve boyutunu kendisi oluşturmadı ve düzenlemedi; onları  yaratan ve onlara görev yükleyen bir yaratıcı var… Örnek olarak bir insan  bir hesap makinesi icat ediyor, o makineye istediği şekli veriyor ve ona öyle bir görev yüklüyor ki o makine hesap ile ilgili işlemler yapabiliyor…

 

Devamını oku...